Reklamlarda Kadın Temsili

‘’Reklamlarda Kadın Temsili’’ başlıklı bu araştırma yazım 2018 yılında Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde öğrenciyken hazırlamış olduğum ödev yazısının belirli kısımlarından derlenmiştir.



REKLAMLARDA KADIN TEMSİLİ


GİRİŞ

Kültürel kodların inşa sürecinde öne çıkan araçlardan birtanesi olan reklamlar, özellikle de ''tüketim toplumu'' olarak tanımlanan toplumlarda insanların belirli davranışlara ve tutumlara yönelmesinde güçlü bir etkiye sahiptir. ''Toplumsal cinsiyet'' olarak kavramsallaştırılan, kısaca kadınlık ve erkeklik rollerinin doğuştan değil, kültürel olarak oluştuğunu ifade eden yaklaşım reklamlardaki kadın temsillerini incelemek konusunda önemli bir perspektif sağlamaktadır.


Cinsiyetler üzerinde oluşturulmuş olan kalıp yargıların reklamlarda sürekli olarak tekrarlanması ve bu kalıp yargıların tüketim ile birleştiğinde gitgide olağan hale gelmesi kültür açısından da dönüştürücü bir unsur olmaktadır.


Reklamlarda kadın temsilinin analizinin yapıldığı bu çalışmada reklamın ve tüketim toplumunun tanımına, reklamın tüketim toplumu üzerindeki işlevlerine ve toplumsal cinsiyet perspektifi ile birlikte incelenen reklam örneklerine yer verilmiştir. Önceki bölümlerde teorisyenler tarafından üzerinde durulan kavramların ve açıklamaların somut örnekleri haline gelen reklam örnekleri araştırmanın amacı açısından oldukça büyük bir önem taşımaktadır.


Çoğulcu ve eşitlikçi bir temsile ulaşamayan kadınlar, reklamlarda genellikle bedenleri üzerinden seyirlik bir obje haline getirilmektedir. Evcimen, itaatkar, sadık, pasif, sakin vb. birçok kalıp yargının kadın karakterler üzerinden reklamlarda yoğunca işlenmesi de çoğulcu ve eşitlikçi bir şekilde temsil edilmediklerinin göstergesi olmuştur. Reklamlarda yer alan erkek ve kadın karakterlerinin özelliklerinin karşılaştırılması yapıldığında ulaşılan sonuç aynı şekilde kadın temsilinde sorunlar olduğuna işaret etmektedir.


Toplumsal cinsiyet çalışmalarının sayısının artması ile birlikte, her ne kadar genellikle sosyal sorumluluk amacıyla yapılmış olsa da cinsiyet kalıplarını yıkan reklamlarda oluşmaya başlamıştır. ''Cinsiyetçi reklamlar'' ve ''Cinsiyet kalıplarını yıkan reklamlar'' olmak üzere farklı bakış açılarının yer verildiği bu araştırmanın son bölümünde elde edilen tüm veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır.


Reklam Nedir?

 

Reklamlar ticari olduğu gibi kültürel olarak da önemli getirileri bulunan söz, yazı, resim, video vb. araçlarla yapılan tanıtımlardır. Bu çalışmanın yapısı itibariyle özellikle kültürel işlevleri üzerinde durulacak olan reklam konusu hakkında çok çeşitli tanımlamalar mevcuttur. Çok sayıdaki tanımlamaların içerisindeki en kapsamlı tanımlamalardan biri Tanses Gürsoy tarafından şu şekilde yapılmıştır; ‘’Reklam,insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyurudur.’’

Gürsoy tarafından yapılan tanımlamanın içerisinde yer alan görüş ve tutumları değiştirmeyi veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlama ifadesi ise çalışma açısından önemli bir detayı oluşturmaktadır. Reklamın, tüketim ve tüketim toplumlarındaki işlevi, kültürel kodları oluşturucu etkisi oldukça önemlidir.


Tüketim ve Tüketim Toplumu

Tüketim ve tüketimcilik, kapitalist üretim ve tüketim sistemi ile birlikte gelişen yeni dünyanın ideolojisi olarak tanımlanmaktadır. Bu düşüncenin içerisinde daha fazla tüketimin, daha fazla üretimi, daha fazla üretimin ise daha fazla refahı ortaya çıkaracağı inancı bulunmaktadır. Özellikle de serbest piyasa ekonomisini benimsemiş olan toplumlarda bu inanç yapısı oldukça geçerli bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Tüketim toplumu, kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerinden ayrı bir şekilde düşünülemez.

Tüketim toplumuna özgü birtakım değerlerin yerleşmesinde televizyon, internet, akıllı telefonlar, sosyal medya gibi birçok iletişim aracı ve mecrası büyük etkilere sahiptir. Bu araçlar ve mecralar aracılığıyla sunulan yaşam biçimleri, tüketim modelini ve tüketimi gerçekleştirecek olan kişilerin kültürel değerlerini oluşturmada toplumlara etki etmektedir.

Günümüzde tüketiciler için medya ve reklam büyük öneme sahiptir. İnsanlar ihtiyaçlarını medyaya ve reklamlara göre belirlemektedir. Bir ihtiyacın ortaya çıkarılmasında ve bu ihtiyacın hangi ürün veya hizmetle giderileceğinde medya ve reklamın etkisi olmaktadır. 



Reklamın Tüketim Kültürü Üzerindeki İşlevleri

Reklam, günümüzde, toplumsal hayatın pek çok alanında etkisi oldukça hissedilen ve gündelik hayatta bireylerin pratiklerini biçimlendiren kitle iletişim endüstrisinin bir parçasını oluşturur. Reklamı yalnızca herhangi bir mal ya da hizmetin satışına destek sağlayan bir araç olarak değil, kimliği dönüştürücü bir unsur olan tüketim mekanizmasının işleyişini sürdüren kültürel bir kaynak olarak da görmek mümkündür (Becan, 2015: 109). 


Reklamı kültür endüstrisinin bir iksiri olarak gören Adorno (2011: 103); reklam ile kültür endüstrisinin hem teknik hem de ekonomik açıdan birbiriyle kaynaştığını ileri sürmektedir. Her iki alanda da aynı öğe sayısız mekânda görünür ve aynı kültür ürününün mekanik tekrarı, propagandanın kilit sözcüklerinin durmadan yinelenmesiyle aynı şeydir. Etkili olma baskısı altındaki teknik, psiko-tekniğe, yani insanların davranışlarını manipüle etme yöntemine dönüşür. 


Reklam, insanların belirli bir konuda görüş sahibi olmalarını, istenilen tutumu geliştirmelerini ve davranışa geçmelerini amaçlayanplanlı bir iletişim faaliyetidir (Gürgen, 1996: 434). 


Yirminci yüzyılın sonlarına doğru Batı kapitalizminde karşılaşılan tüketim olgusuna sadece yararcılık açısından ve ekonomik bir süreç olarak değil,gösterge ve sembollerin içinde bulunduğu, sosyal ve kültürel yönlerin odak noktası olduğu bir süreç olarak da bakılabilir (Bocock, 2009: 13). 


Dolayısı ile tüketim kavramına yalnızca fizyolojik ve duygusal ihtiyaçların giderilmesi olarak değil, bu ihtiyaçları biçimlendiren ve etkileyen uzun vadeli bir süreç olarak bakmak daha doğru bir yaklaşım olur. 


Kitlesel üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte kapitalist sistemin devamı, tutum, geliştirme ve eğilim oluşturmaya bağlı olarak şekillenmektedir. Tüketim kültürünün önemli bir parçası olan reklamlar ise tüketim kültürünün yürütücü aracı olarak değerlendirilmektedir (Çetin, 2014: 570). 



Reklamlarda Kadın ve Toplumsal Cinsiyet


İnsan türünün hareketlerini ve davranışlarını tayin eden en belirgin ve baskın kimliği cinsiyettir. Cinsiyet, Batı ve Latin dillerinde kullanılan ‘seks’ sözcüğü ‘section’ (bölünme) kelimesinden türemiştir. Cinselliğin erkek ve kadın olarak iki cins arasında yaratmış olduğu ayrıma ve bölünmeye işaret etmektedir.

‘Cinsiyet’ kavramı genel olarak bir bireyin biyolojik, fizyolojik ve genetik özelliklerini tanımlamada kullanılmaktadır.

Cinsiyet, biyolojik işlevleri, davranış kalıplarını, duyum ve hazları bir araya toplayan bir kavramdır (Foucault, 1986). Bu tanımıyla cinsiyet kavramı aslında toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rollerine de zemin hazırlamaktadır. Hangi türün hangi davranışı sergileyeceği ve hangi biyolojik işlevleri yerine getireceği gibi evrilerek öğrenilmiş davranış kalıpları cinsiyete bağlı olarak değişmektedir. (Bakkal, 2016).

Toplumsal cinsiyet kavramı ilk kez Amerikalı psikiyatr ve psikanalist Robert Stoller tarafından 1968 tarihli ‘Sex and Gender’ (Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyet) adlı kitabında kullanılmıştır. Cinsiyet kavramı, biyolojik olarak insan türünü kadın ve erkek olarak ikiye ayırıp, o kimlik altında birleştiriyorken; toplumsal cinsiyet, biyolojik kimliğe bağlı olarak, toplumun o kimlikten beklentisini, davranış ve rol kalıplarını tanımlamak için kullanılmaktadır. Cinsel kimliklerin aralarındaki ilişkinin toplumsal ve kültürel boyutuna işaret eder.

Biyolojik olarak ‘kadın ve erkek’ olmak, doğuştan gelen ve ömür boyu devam eden kavramlarken, toplumsal cinsiyet ‘kadınlık’ ve ‘erkeklik’ durumlarına işaret eder. Kadın ve erkek olmak doğusştan gelen ve evrensel olan kavramlarken, kadınlık ve erkeklik toplumsallaşma sürecinde öğrenilerek kazanılan ve zamanla değişime uğrayabilen kavramlardır (Hepşen, 2010).

Toplumsal cinsiyet kavramı, toplum tarafından erkeklik ve kadınlıkla ilişkilendirilmiş kültürel ve sosyal normları ve davranış kalıplarını içermektedir. Toplum tarafından kadından ve erkekten beklenen ve onlara atfedilmiş davranış kalıpları toplumsal cinsiyeti oluşturmaktadır (İnce, 2014).

Giddens’ın ifade ettiği gibi biyolojik cinsiyet kişinin hayatında doğrudan bir sonuç doğurmaz, fakat toplumsal cinsiyet dolayımıyla kazanılan kadınlık ve erkeklik durumları için bunu söylemek zordur. Çünkü kişinin sosyal hayatı devam ettiği sürece, biyolojik cinsiyeti vasıtasıyla edindiği toplumsal cinsiyet rolleri, kişiyi sürekli olarak belli davranış kalıpları ve davranış kalıplarının sonuçları ile karşılaştırmaktadır.

Kadın imgesi, reklamlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Dişilik ve erillik ögelerinin reklamlarda kullanılmasının mesajların hedef kitleye daha etkili olarak ulaştırılmasında önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir. Reklamlarda erkek karakterlere göre kadın karakterlerin yoğunlukla kullanıldığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmaktadır. Kadın bedeninin seyirlik bir obje olarak sunulduğu cinselliğin erotik çağrışımlarla ortaya konulduğu reklamların uzun yıllardır reklamlarda yer aldığı görülmektedir. Televizyon reklamlarında kadının pek çok rolüne vurgu yapıldığı gibi erotik bir çağrışımla cinselliğinin vurgulandığı örneklerle de sıkça karşılaşılmaktadır.

 

Genellikle kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin reklamlarında ise kadın imgesinin seyirlik obje ve cinsel cazibe unsuru olarak konumlandırıldığı görülmektedir. Ayrıca bazı gıda reklamlarında da kadın imgesinin karşı cinsi etkilemek amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Bu tür reklamlarda dikkat, öncelikle cinselliğe çekilmekte, sonrasında reklam mesajı aktarılarak tüketicilerde satın alma talebi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla sözü edilen reklamlarda kadın bedeni cinsel bağlamda kullanılarak nesneleştirilmektedir.

Reklamlarda Cinsiyetçi Kalıp Yargılar

Reklam incelemelerinde evcimenlik, duyarlılık, sakinlik, itaatkârlık, alçak gönüllülük, rekabetçi olmamak ve sevimlilikiyi kadınlara özgü karakter özellikleriyken,bağımsızlık, asilik, bencillik, rekabetçilik ve hırçınlıkise kötü kadınların özellikleri olarak sunulmakta ve yerleştirilmektedir. Reklamlarda dayatılan bu mesajların toplumsal cinsiyet yaklaşımıyla paralellik gösterdiği açıkça görülmektedir. Bunlarla birlikte reklamlarda kadınların annelik, eşlik, evlatlık ve kardeşlik rolleriyle karşımıza çıktığı ve bunun da evle ilgili işlerde kadına düşen sorumluluklar olarak işlendiği ve bunun da erkek egemen ideolojiyi beslediği açıkça görülmektedir.

İngiltere’de bulunan The Museum of Brands’in müze yöneticisi Karin Khilberg, reklamlarda yer alan kadınlara yönelik 6 farklı kalıpyargıyı (stereotip) şu şekilde tanımlamıştır; ''Ev ve özellikle temizlik konularında anormal bir şekilde enerji dolu, fedakar ve başkalarının ihtiyaçları için kendi ihtiyaçlarından vazgeçen, aşırı çekici şekilde resmedilen, fiziksel olarak mükemmel ve çekici bir obje ancak erkeklerden çok kadınlar için istek uyandıran elde edilemez bir hayal, çok işi olan meşgul anne, erkek kahramanın arkasını kollayan ve destekleyen karakter.''

BAU İletişim ve Reklam Verenler Derneği Reklam Filmlerinde Kadın Temsili Araştırması

Kadınlık ve erkekliğe dair cinsiyet rollerinin reklamda kendine ne şekilde yer bulduğu konusunun ele alındığı araştırmada 489 televizyon reklamı analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre kadın ana karakterler azınlıkta bulunmaktadır. Reklamlarda kadın ana karakterlere oranla yaklaşık 2 kat daha fazla erkek ana karakter yer almaktadır. Ana karakterlerin cinsiyet dağılımındaki eşitsizlik belirli ürün kategorinlerde daha keskin ve belirgin hale gelmektedir. Örneğin, erkekler ağırlıklı olarak elektronik ürünler, otomotiv, telekomünikasyon ve finansal ürünlerle özdeşleştirilirken kadınlar ağırlıklı olarak ev temizliği, kozmetik/güzellik, kişisel bakım ve moda ürünleri üzerinden temsil edilmektedir.




Erkek ana karakterler kadınlara kıyasla 2 kat daha fazla işyerinde, kadın ana karakterlerin yarısı oranında evde gösterilmektedir. Erkekler açıkhava mekanlar, kapalı mekanlar, araç içi gibi çoğulcu bir temsile sahipken kadınların temsilinde böyle bir çoğulculuk söz konusu değildir. Evi çekip çeviren rolünde erkek ana karakter sayısı yok denecek kadar azdır. Reklamlarda %26 oranında erkekleri otorite figürü olarak göstermektedir. Erkek ana karakterlerin dikkate değer bir oranda hiçbir kalıp rolü yansıtmıyor olduğunun gözlemlendiği araştırmada son zamanlarda aile erkeği stereotipinin de yükselişte olduğu sonucuna varılmıştır. Evi çekip çeviren rolündeki kadın ana karakterlerin oranı da %27’yi bulmaktadır.


7. Reklam Örnekleri

7.1 Afişler

7.1.1 Braun Frida Kahlo Reklamı


Braun’un 2017 yılında yeni epilasyon cihazını tanıtmak için yayınladığı reklam afişinde Frida Kahlo’nun hayatı boyunca almadığı kaş ve bıyıkları kesilmiş bir şekilde resmedilerek ''Frida bunu bir bilseydi'' sloganı kullanılmıştır. Gelen tepkilerin ardından kaldırılan reklamda kadınlara belirli güzellik kalıplarının dayatılmaya çalışıldığı açıkça görülmektedir.


7.1.2 Atlas Jet Reklamı




Atlas Jet’in uçaklarında yer alan koltukların aralarında mesafenin 77 cm olduğunu belirtmek amacıyla hazırlamış olduğu reklam afişinin başlığı ve görsel kullanımında kadın bedeni üzerinden dikkat çekmeye çalışma stratejisi uygulanmıştır.


7.1.3. Renault Reklamı




Renault markası, araba fiyatlarına ilişkin indirim kampanyasını ‘’Kız arkadaşınıza ofsaytı açıklasanız bu kadar mutlu olmazdınız.’’ sloganı ile duyurmuştur. Gelen tepkilerin ardından yayından kaldırılan reklamda kadınlar ve futbol konusunda cinsiyetçi bir söylem tercih edilmiş olup, bu söylem üzerinden araba satılmaya çalışılmıştır.


7.1.4. KFC Reklamı



Kızarmış tavuk satıcısı KFC’nin reklamlarında tavuk görselleri üzerine ‘’Göğüslerimiz mi?’’ ve ‘’Kalçalarımız mı?’’ yazarak ‘’En çok neremi seviyorsun?’’ sorusu ile oluşturduğu reklam afişlerinde kadın bedeni cinsel bir obje haline getirilmiştir. Örnekte görüldüğü üzere, görselde kadın bedeni olmasa dahi birtakım soru ve yönlendirmelerle kadın bedeni cinsel bir obje haline getirilmektedir.


Alışılmış olan kozmetik, gıda, ev bakım ürünleri, güzellik ürünleri reklamlarının aksine özellikle seçilmiş olan bu reklam örneklerinde kadın temsilindeki kalıpyargıların ne derece yaygın ve gizli mesajlar eşliğinde verilmiş olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Örneklerde görüldüğü üzere uçak bileti, araba ve kızarmış tavuk satışında dahi kadın ve kadın bedeninin temsili oldukça sorunlu ve erkek bakış açısına göre işlenmeye devam etmektedir.


7.2 Videolar


Çalışmanın bu kısmında televizyon reklamlarının incelemesi yer almaktadır. ‘’Reklamlarda Kadın Temsili’’ konusunda çoğulcu bir anlatım yakalamak adına televizyonlarda yayınlanmış olan hem cinsiyetçi reklam hem de cinsiyetçi kalıp yargıları yıkan reklam örneklerine yer verilmiştir. İlgili reklam örneklerinin internet üzerinden ulaşılabilecek olan linkleri çalışmanın ‘’Kaynakça’’ bölümünde yer almaktadır.


7.2.1. Cinsiyetçi Reklamlar


7.2.1.1. Doğadan Yeşil Çay Reklamı



Başlangıcından itibaren‘’Kadınlar Ne İster?’’sorusuna yanıt aranan reklamda soruya ‘’Kırılmayan topuklu ayakkabı, 34 beden, kilo yapmayan pasta, çanta, mükemmel ve çanta alan erkek, kendi kendini park eden araba, güzellik, çiçek’’ gibi cevaplar verilmektedir. Tüm bu cevaplar içerisinde kadınlara yönelik inşa edilen kalıp yargıların temsillerini bulmak mümkündür. 
Bu reklamın kurgusunda hem kadınlar hem de kadınların isteyebileceği şeyler belirli kalıp yargılar eşliğinde işlenmiştir. Reklam gelen tepkiler üzerine yayından kaldırılmıştır.


7.2.1.2. Fenerbahçe Yandex Reklamı

Bir futbolcunun takıma gelip gelmeyeceği üzerinden iddiaya giren 2 erkek karakterin bir tanesinin ‘’Gelirse bikini giyerim.’’ demesi ve sonrasında bir arama platformunun tanıtıldığı bu reklamda kaybeden tarafın cezasının bir kadın kıyafeti giymek olması hikayeleştirilmiştir. Futbol jargonunda sıklıkla kullanılan kalıp yargılardan bir tanesi de kazanın erkek, kaybedenin kadın olarak temsil edilme şeklidir. Bu reklamda da bu sorunlu temsilin devamı sağlanmıştır.

7.2.2. Cinsiyetçi Kalıp Yargıları Yıkan Reklamlar

7.2.2.1. Koç Holding Reklamı

Kadının ev işi yaparken kurgulandığı reklam filminde kadın ana karakterin‘’Evde başrol her zaman kadının!’’ demesinin ardından sahne arkasında yönetmen, reji, ışıkçı gibi bir çok görevde daha kadınların olduğunu gösteren reklamın sonunda‘’Roller çoktan değişti peki izlediklerimiz neden değişmesin?’’diyen dış sesin ardından cinsiyetlere yönelik kalıp yargıların değiştirilmesi gerektiği mesajı verilmiştir. 


7.2.2.2. Nike Reklamı

Reklamda kadına yönelik belli kalıp yargılar kadınların spordaki başarılarına dönüştürülerek hikayeleştirilmiştir. ‘’Güzel, narin, altın seven, sessiz-pasif, etrafı çekip çeviren’’ gibi birtakım sıfatlar kadınlara yönelik ön yargıları yıkacak şekilde yeni bir anlatıma kavuşturulmuştur. 


SONUÇ

Kültür inşasında oldukça önemli bir yere sahip olan reklam endüstrisi uzun yıllardır kadınlara yönelik belli rollerin ve kalıp yargıların inşa edilmesinde üretici bir konumda yer almıştır. Kapitalist sistem, kadın ve erkeği kendi cinsiyet grupları içerisinde tektipleştirme yolunu seçerek bu cinsiyetlere belli roller ezberletmekte ve böylece satışları gerçekleştireceği kitleleri etkili bir şekilde konsolide etmektedir.

Kadının cinsel obje olarak ve belli güzellik normlarına uygun olarak görülmesini sağlamak, ev içerisinde ya da ekonomik yeterliliği olmayan bir şekilde resmetmek reklamlarda sürekli olarak karşılaşılan temsil şekillerindendir.

Son yıllarda toplumsal cinsiyet çalışmalarının da etkisiyle üretici firmaların sosyal sorumluluk projeleri kapsamında geliştirdiği reklam örneklerinde kadın temsilinde karşılaşılan birtakım kalıp yargılar dönüşmeye başladığı gözlemlenmektedir. İlerleyen yıllarda sosyal sorumluluk kapsamından çıkarak, çoğulcu ve eşitlikçi temsillerin olağan olarak artacağı ön görülmektedir.


KAYNAKÇA


Makaleler

  • Çınar, R. ve Çubukcu İ. (2009). ‘’Tüketim Toplumunun Şekillenmesi ve Tüketici Davranışları –Karşılaştırmalı Bir Uygulama-‘’, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 13 (1), 277-300.
  • Elmasoğlu K. (2017). ‘’Tüketim Kültüründe Etkili Bir Araç Olarak Reklamın İşlevlerine Dair Genel Bir Değerlendirme’’, Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi, 2 (4) , 27-42.
  • Hülür, A. B. ve Kalafat Çat A. (2018). ‘’Gıda Reklamlarında Kadının Temsili’’ ,Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi, 3(6) , 1-12.
  • İnce, E. (2014). ‘’Televizyon Reklamlarında Kadın İmgesinin Kullanımı ve Toplumsal Cinsiyet’’, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi. Emek ve Temsil Ekseninde Günümüz Medyasında Kadınlar Sempozyumu
  • Gürgen , H. (1996). “Reklama Nasıl Bakalım”, Yeni Türkiye, 2(11), 434.
  • Güneri, B. (1998). “Reklam Aracılığıyla Tüketici Zihnine Girilmesi”, Pazarlama Dünya- sı Dergisi, 12(69), 43.

Kitaplar

  • Becan, C. (2015). Reklamı Ters Yüz Etmek. Konya: Eğitim Kitabevi.
  • Adorno, T.W. ve Horkheimer M. (2010). Aydınlanmanın Diyalektiği, Felsefi Fragmanlar, Çev. Nihat Ülner - Elif Öztarhan Karadoğan. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
  • Foucault, M. (1986). Cinselliğin Tarihi. İstanbul: Afa Yayınları
  • Giddens, A. (2012). Sosyoloji. Çev. İsmail Yılmaz, İstanbul: Kırmızı Yayınları
  • Odabaşı, Y. (1999). Tüketim Kültürü, Yetinen Toplumun Tüketen Topluma Dönüşümü. İstanbul: Sistem Yayıncılık.
  • Bocock, R.(2009). Tüketim Çev. İrem Kutluk. Ankara: Dost Kitabevi Yayınları.
  • Babür Tosun, N. (2017). Marka Yönetimi.İstanbul: Beta Yayınları.
  • Hepşen, Ö. (2010). Tevrat İncil ve Kuran-ı Kerimde Kadın Bedeni, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul

YORUM YAPILMAMIŞ

YORUMUNUZU GÖNDERİN