KadınPod’un 37. bölümünde hem Fenerbahçe kadın futbol takımının hikayesini hem de Türkiye’de kadın futboluna dair yaşanan son gelişmeleri ele alıyorum.
Bu yazıyı podcast olarak dinlemek için:
FENERBAHÇE KADIN FUTBOL TAKIMI
Futbol deyince aklınıza sadece erkeklerin yaptığı bir spor, tribünlerdeki cinsiyetçi tezahüratlar ve gazetelere atılan çeşitli manşetler geliyorsa lütfen özellikle sizler bu bölümü dinleyin. Hele bir de ‘’Kadın futbolu ne ya, çok zorlama bence. Futbol kadına yakışan bir spor değil. Kadınlar voleybol falan oynasın, daha estetik duruyor.’’ diyorsanız çevirip bir daha, bir daha dinleyin. KadınPod’un yeni bölümünde, Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı’nın hikayesi ile birlikte kadın futbolunu neden sadece bir sosyal sorumluluk hareketi olarak görmememiz gerektiğini sizlere anlatmak istiyorum. Hazırsanız başlayalım.
Fenerbahçe Spor Kulübü, Kadın Futbol şubesini kurduğunu 26 Ağustos 2021 tarihinde duyuruyor. Birleşmiş Milletler’in HeForShe hareketiyle yapmış olduğu işbirliğine de değinen Fenerbahçe’nin metninde şu ifadeler yer alıyor;
‘’UEFA’nın Avrupa’nın gelişime en açık alanı olarak tespit ettiği, dünyanın birçok ülkesinde yoğun ilgi ile desteklenen, her geçen gün daha da gelişen kadın futbolunda yer alacağımızı ve bu alanda başarı çıtasını daha da yukarılara taşımayı misyon edindiğimizi duyuruyoruz. Dünyada bir ilk olarak kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, kadınlar ve kız çocuklarının toplumun her alanında katılımlarının artması için Birleşmiş Milletler'in hayata geçirdiği HeForShe ile güçlerini birleştiren Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kadınların her alanda olduğu gibi futbolda da temsil edilmesini destekliyor;
Fenerbahçeli kadınların, geçmişte olduğu gibi gelecekte de tarihe damgalarını vuracaklarına,
Kadın Futbol Takımımızın, Kulübümüzü şampiyonluklarla gururlandıracağına ve gelecek nesillere iyi birer örnek teşkil edeceklerine inanıyoruz.’’
Fenerbahçe, kadın futbol şubesinin açıldığını güçlü bir metinle duyursa da, çeşitli rakiplerini incelediğimizde aslında bu adımı atmak için geç kaldığını görüyoruz. Türkiye’nin üç büyüklerinden biri olan Beşiktaş Jimnastik Kulübü, kadın futbol şubesini 2014 yılında kuruyor. Çok kısa bir süre içerisinde de Kadınlar Süper Ligi’nde güçlü bir konuma gelerek, biri namağlup olmak üzere 2 şampiyonluk yaşıyorlar. Galatasaray Kadın Futbol Şubesi ise ilk olarak altyapıyı geliştirmek amacıyla 2011 yılında kuruluyor. 2016 yılına kadar altyapı özelinde faaliyet gösterdikten sonra şube kapatılıyor. 2021 yılının Eylül ayında ise şubenin tekrar aktif hale getirilmesi kararı alınıyor.
Son dönemde özellikle FIFA ve UEFA’nın dünya genelinde kadın futbolunu daha yaygın ve güçlü hale getirmek amacıyla yaptığı çalışmalar Türkiye’de de kısa süre içerisinde etkilerini göstermeye başlıyor. Büyük kulüplerin birer birer kadın futbol takımlarını kurduğu 2021 yılının en önemli kararı ise Türkiye Futbol Federasyonu’nun, kadın futbol takımı branşı kuran Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor, Altay, Hatayspor ve Çaykur Rizespor'un Kadınlar Süper Ligi’ne alınmasının önünü açması oluyor. Bu karar sayesinde normalde 3. ligden başlayarak yükselmesi gereken yeni takımlar direkt olarak Süper Lig’e katılma hakkını elde etmiş oluyorlar. Böylece, 2020-2021 sezonunda Kadınlar 1.Liginde mücadele eden 16 takım ile en üst profesyonel ligde bulunan kulüpler arasından kriterleri sağlayan ve lige katılım başvurusunda bulunan 8 takımın katılımıyla, 2021-2022 sezonundan itibaren Kadınlar Süper Ligi’nin kurulduğu resmi olarak duyuruluyor.
3 Eylül 2021 tarihinde kadın futbol takımının teknik ekibinde görev yapacak olan isimleri açıklayan Fenerbahçe’de, takım menajerliği görevine Jessica Çarmıklı, teknik direktörlük görevine ise Nihan Su getiriliyor.

Jessica Çarmıklı
Amerika Birleşik Devletleri’nde çeşitli takımlarda futbol oynamış olan Çarmıklı, Türkiye’de kariyerine hem Beşiktaş Kadın Futbol Takımı’nda hem de Türkiye Kadın Milli Takımı’nda devam ediyor. 2021 yılının Mayıs ayında, UEFA tarafından “Futbolda kadınlar: Ses getiren beş lider” başlığıyla yayımlanan dosyada kendisinin görüşlerine de yer veriliyor.
Hazırlanan dosyada özellikle annelik sürecine atıfta bulunan Çarmıklı şu cümleleri kuruyor; ‘’Türkiye’de, eğer anne olduysanız artık kariyerinizi bir kenara bırakacak ve evde oturacaksınız gibi bir klişe var. Ben, eğer destek de alıyorsanız kadınlara anne olduğunda profesyonel sporu yapmaya devam edebileceklerini gösterebildim. Takım arkadaşlarımın çocuk sahibi olmayı istediklerini konuşmaları beni duygulandırıyor. Doğum yaptıktan sonra oynamaya başladığımda, insanlara yanlış düşündüklerini göstermek gibi bir motivasyonum vardı. Eğer sıkı çalışırsam, başarabileceğimi biliyordum.’’

Nihan Su
Teknik direktör Nihan Su ise Gazi Üniversitesi BESYO Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü’nden 2002 yılında lisans, 2005 yılında da yüksek lisans derecesini alıyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Gürtaş ve Gazi Üniversitesi kadın futbol takımlarında forma giyen Su, Türkiye kadın millî futbol takımında da oynuyor. 2006 yılında Gazi Üniversitesi kadın futbol takımını çalıştırmaya başlayarak teknik direktörlüğe adım atıyor. 2021 yılında ise yeni kurulan Fenerbahçe kadın futbol takımının ilk teknik direktörü oluyor.
Teknik direktörlük görevinin açıklandığı basın toplantısında ise şu ifadelerle duygularını anlatıyor; ‘’Fenerbahçe gibi özellikle son üç yıldır Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği ile kadın ve kız çocuklarının korunması ve bu noktada büyük çaba gösteren, çalışmalar yapan bir devin, kadın futboluna adım atması; bu alanda son yıllarda yükselerek devam eden gelişmeleri taçlandıran, kadın futbolunu markalaştırma yönünde en önemli unsurların başında gelmektedir. Bir kadın futbol emekçisi olarak kendi adıma 26 yılın sonunda bu noktaya varabildiğimiz için çok ama çok mutlu olduğumu ifade edebilirim. Ben de Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı’nın teknik direktörü olmanın tarifsiz gururunu ve onurunu yaşıyorum.’’
Berdan Bozkurt
Çok kısa bir süre içerisinde transferlerini gerçekleştiren ve çalışmalarına başlayan Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı’nın oyuncularından biri olan Berdan Bozkurt futbolcu olma hikayesini şu cümlelerle anlatıyor; “Erken yaşta başladım ben çalışmaya. Profesyonellik için olması gereken budur. Benim ailem bana destek oldu. Çoğu aile, kızlarının erkek egemen alanda yer almasını istemiyor, çekingen davranıyor. Önce ben cesur davrandım ne istediğimi bildim sokağa indim. Sonra ailem cesaretli oldu bana destek oldu. Ailem, ‘Başkaları ne der?’ diye düşünmedi.”
Bazıları tarafından kadınlara ‘’yakıştırılan’’ sporlar dışında başka bir spor dalında kariyer yapan kadınlar kim bilir süreç boyunca hangi kalıp yargıları yıkmakla uğraşıyorlar? Erkeklerin çoğu zaman bu konuda hiçbir efor sarf etmeden kariyerlerine odaklandıkları düşünülürse, kadınlar bu noktada fazladan ne kadar efor sarf ediyorlar? Örneğin; 2020 Olimpiyat Oyunları’nda ülkemize boksta altın madalya getiren Busenaz Sürmeneli, güreşte bronz madalya getiren Yasemin Adar.. Yasemin’e madalya töreni sonrasında "Türk kadını çok güçlü, çok başarılı ve çok azimli. Yeter ki istesinler, yapamayacakları şey yok. Önümüze engel çıkabiliyor ama bunların hepsi geçici. Kadınlarımız yeter ki istesin, yapamayacakları hiçbir şey yok.” sözlerini neyin, hangi hissiyatın kurdurduğunu tam olarak görebiliyor muyuz?
Şimdi tüm bunları bir de futbol üzerinden düşünelim. Özellikle de, en başta Türkiye’de futbolun sadece futboldan ibaret olmadığını hatırlayalım. Futbola dair her şeyin bir şekilde alıcı bulduğu bir ülke Türkiye. Çeşitli söylemler de buna dahil. Kaybedenin hep kadın olarak nitelendirildiği, derbi öncesinde Japon bayrakları açılarak bekaret atıflarının yapıldığı, kazanılan derbilerin ardından kına gecesi müziklerinin çalındığı bir ülke burası. Başka hangi ülkede derbiler ’’düğün’’ temasıyla ele alınır ki? Bana kalırsa cinsiyetçilikte gelinebilecek en tepe noktalardan biri bu. Tam da bu sebeple, futbol özellikle de bizim ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin öncelikli alanlarından biri olmalı. Maç öncesinde, maç içinde, maç sonrasında tüm ülkeye öyle bir eril dil pompalanıyor ki, bilimsel anlamda etkileri ölçülmek ve analiz edilmek istense nasıl sonuçlara ulaşılır tahmin dahi edemiyorum.
Futbolun sadece futbol olmadığı bir ülkede, kadın futbolu da doğal olarak sadece kadın futbolu olamıyor. Takımda tepeden tırnağa görev alan herkes çok güçlü bir duruş ortaya koymalı. Bu duruş da sadece bir sosyal sorumluluk projesi etrafında kurgulanamaz. Kimse bir sporu sosyal sorumluluk adına yapmaz ya da izlemez. Tribünlerde kadın taraftar olarak yer almak bile ciddi bir mücadele gerektirirken, yeşil sahada top koşturmak nasıl bir mücadele gerektiriyor sadece bi’ hayal edin. Bir kadın, futbolcu olmak istiyorsa öncelikle bunu istemeli ve buna yeteneği olmalı. Bir kadın futbol oynuyorsa, top her ayağına geldiğinde ‘’Bu top sadece bir cinsiyetin tekelinde değildir.’’ gibi güçlü bir mesaj verdiğinin farkında olmalı.
Fenerbahçe-Galatasaray kadın futbol takımları arasında 7 Aralık 2021 tarihinde ‘’kadına yönelik şiddete karşı farkındalık oluşturmak amacıyla’’ oynanan maçı bir de bu gözle yorumlayalım. 7-0’lık skorla Fenerbahçe’nin kazandığı bu maçın kadın futboluna getirisi ne oldu?
1- Hayatında ‘’kadın futbolu’’ ne duymamış birçok insan kadın futboluyla tanıştı.
2- Hem derbi olmasından hem de ciddi bir farkla bitmesinden dolayı Türkiye’de kadın futbolunun en yoğun şekilde gündem olduğu gün oldu.
3- Sosyal sorumluluk & dostluk maçı olarak duyurulmasına rağmen, özellikle Fenerbahçe’nin ortaya koyduğu oyun ve mücadele izleyenlere ‘’Biz oyunu keyif alarak oynuyoruz, her şeyimizi veriyoruz, siz de bizi sosyal sorumluluk amacıyla değil gerçekten keyif alarak izleyeceksiniz.’’ demiş oldu.
Altını çizmek gerekir ki, skor tam tersine Galatasaray lehine olsaydı yine aynı sonuçlara ulaşırdık. Burada önemli olan o maçtan ne gibi mesajların yükseldiği zaten.‘’Siz Kadına Şiddete Hayır demişsiniz, ama bu bildiğiniz kadının kadına şiddeti!’’ gibi saçma yorumlar dışında, bence Türkiye’de kadın futbolun gelişmesi ve geniş kitlelerce duyulması adına çok olumlu bir adım oldu. Öyle ki, 18 Aralık 2021 tarihinde Kadınlar Süper Ligi’nde oynanacak Beşiktaş-Fenerbahçe maçı günler öncesinden konuşulmaya başlandı.
Bölümü başta değindiğimiz yerlerle bitirecek olursak, lütfen ‘’Kadın futbolu ne ya, çok zorlama. Futbol kadına yakışan bir spor değil.’’ tarzında düşünceleriniz varsa, bu düşüncelerinizi konuştuklarımız ışığında bir kez daha gözden geçirin. Futbol oynayan kadınların önceliği bu sporu sosyal sorumluluk adına yapmak değil ama izleyenlerin ve kadın futbolu hakkında fikir beyan edenlerin ciddi bir sosyal sorumluluğu var. Rekabeti kadın-erkek ilişkisi üzerinden kurgulayan ve galibiyeti kadın bedeni üzerinden kutlayan bir toplumun her gün kadın cinayeti haberi okumasından daha doğal bir şey var mı? Bence yok. Bu ve buna benzer kaç tane daha soru üretebiliriz? Bence birçok. Maalesef, birçok.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!
KAYNAKÇA
https://tr.wikipedia.org/wiki/Beşiktaş_(kadın_futbol_takımı)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Galatasaray_(kadın_futbol_takımı)
https://www.tff.org/Resources/TFF/Auto/3147dab21b864482b5b51b71d1905046.pdf
https://tr.wikipedia.org/wiki/2020_Yaz_Olimpiyatları%27nda_Türkiye
YORUM YAPILMAMIŞ
YORUMUNUZU GÖNDERİN