KadınPod #16 | Kadınların 2020'si

KadınPod’un 16. bölümünde 2020 yılını kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında yaşanan gelişmeler üzerinden anlatıyorum. 2020, hem kendine özgü birçok olumlu gelişme hem de yıllardır süregelen eşitsizliklerle tarihteki yerini alıyor.

Bu yazıyı podcast olarak dinlemek için:


Kadınların 2020'si

''Yıllar sonra biri bize 2020 yılı dediğinde, neredeyse hepimizin aklına ilk olarak kötü anıları gelecek. İnsanlığın ırk, dil, din, yaşadığı coğrafya farketmeksizin eş zamanlı olarak türlü zorlukların üstesinden gelmeye çalıştığı bu yılda sayısız olumsuz habere, hatta felaket şeklinde tanımlanabilecek olanlarına maruz kaldık. Ama bu olumsuz haber bombardımanının arasında gözden kaçırdığımız birçok olumlu şey de oldu. Özellikle kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda. 

Bu zor yılın zihinlerimizde birkaç tane de iyi haberle kalabilmesi adına, öncelikle sizlere o haberlerin kısa bir özetini geçmek istiyorum. Fakat bölüm başlığımız Kadınların 2020’si olduğu için maalesef sadece olumlu olanlardan bahsedemeyeceğim. Ama dinlerken siz de fark edeceksiniz ki, kadınların üstesinden gelmeye çalıştığı eşitsizliklerin hiçbirisi 2020’ye özgü olmayacak. Evet, bu yıla özgü birçok güzel gelişme var ama yaşanan eşitsizlikleri neredeyse yüzyıllardır yaşamaya devam ediyoruz.

Hazırsanız başlayalım.

2020 yılı boyunca, dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, koronavirüsle en etkin şekilde mücadele etmeye çalıştı. Fakat Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan araştırma gösterdi ki, kadınların liderlik ettiği ülkelerin tamamında COVID-19’a karşı çok daha hızlı ve etkili önlemler alındı. Yeni Zelanda, Almanya, Finlandiya, Bangladeş ve diğer kadın liderlerin yönettiği ülkelerde etkin kararların alınması sonucunda vaka ve ölüm sayıları diğer ülkelere göre çok daha hızlı azaldı. Bu sebeple, bu zorlu yılın öne çıkan konularından biri kadın liderliği oldu.

Kadın liderliği konusunda, iki önemli gelişme daha yaşandı. İlki Amerika Birleşik Devletleri’nden. Kamala Harris, Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk kadın başkan yardımcısı seçildi. Her ne kadar ‘’gelişmiş ülkeler’’ klasmanında yer alsa da, söz konusu cinsiyet eşitliği olduğunda Amerikan siyasetinde kocaman bir cam tavan beliriyor. 2020 yılında kadınların yükselmesini engelleyen bu cam tavana sağlam bir darbe indirildi. Aynı zamanda, 2021’in Ocak ayında göreve başlayacak olan Amerika Birleşik Devletleri başkanı Joe Biden’ın tüm iletişim ekibinin kadınlardan oluşacağını duyurması üzerine, Beyaz Saray tarihinde bir başka ilke daha imza atıldı.

İkinci gelişme ise Yeni Zelanda'da ilk kez yerli halktan bir kadının dışişleri bakanlığına atanması oldu. Önceki koalisyon hükümetinde Yerel Yönetimler ve Maori Kalkınmasından Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapan Nanaia Mahuta, 6 Kasım 2020 itibariyle ülkesinin 28. dışişleri bakanı olarak göreve başladı.

İskoçya, kadınlar için hijyenik pede ücretsiz erişim hakkına onay veren ilk ülke oldu. Yapılan yeni düzenleme ile birlikte kamuya açık alanlarda hijyenik ped ve tampon gibi ürünlerin bulundurulması ve ihtiyaç sahiplerinin bunlardan ücretsiz yararlanması kararlaştırıldı. İskoçya’nın bu kararının ardından birçok ülkede de benzer uygulamaların yaygınlaşması bekleniyor. Eğer dünya genelinde kadın ve kız çocuklarının %13’ünün yoksulluk sebebiyle ped ve tampon ihtiyaçlarını karşılayamadığını bilmiyorsanız, bu haberin önemini ilk duyduğunuzda anlayamamış olabilirsiniz. Bu bilginin ardından daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.

Bir diğer gelişme ise kadınların neredeyse görünmez hale getirilmeye çalışıldığı Afganistan’dan. ‘’Benim Adım Nerede’’ sloganıyla uzun yıllardır verilen mücadelenin ardından, Afganistan'da çocukların doğum belgelerinde ve kimlik kartlarında ilk kez annelerinin de isminin yer almasını sağlayacak yasa imzalandı. Bu değişiklik sayesinde, özellikle eşini kaybetmiş, boşanmış ya da çocuğunu kendi başına yetiştiren annelerin önlerindeki bürokratik engeller kalkmış olacak. Çocuklarının eğitim, sağlık ve diğer birçok konudaki süreçlerini tek başlarına yönetebilecekler.

Brezilya ve Sierra Leone, kadın ve erkek futbolculara eşit ücret ödemeyi taahhüt ederek Avustralya, İngiltere, Norveç ve Yeni Zelanda'ya katılmış oldu. Cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğinin dünya genelinde %16 olduğunu, yani kadın çalışanların aynı işlerde çalışan erkeklere göre %16 daha az kazandığını düşünürsek oldukça önemli bir gelişme.

2020, Amerika'nın en büyük şirketlerinin yer aldığı Fortune 500 listesinde, kadın liderlerin rekor sayıya ulaştığı bir yıl oldu. 2019’da 33 olan kadın CEO sayısı, 2020 yılında 39’a yükseldi. Her ne kadar kadın liderler bu listenin sadece %10’unu oluştursa da, kadın liderliğinin yükselen trendini gösterdiği için kutlanması gereken bir gelişme. Çünkü, bu listedeki kadın CEO sayısı 20 yıl önce sadece ikiymiş.

Bu yılın bir diğer önemli gelişmesi ise, bilim insanı ve mucit Gitanjali Rao’nun TIME dergisi tarafından bu yıl ilk defa verilen ‘’Yılın Çocuğu’’ ünvanına sahip olması oldu. Kız çocuklarının güçlendirilmesi ve kadınların bilim alanında daha çok yer alması adına oldukça motive edici bir gelişme. Çünkü, erken yaşlarından itibaren değişim yaratmak için bilim ve teknolojiyi nasıl kullanabileceği üzerine çalışan 15 yaşındaki Rao, siber zorbalığı erken aşamada tespit edebilen, yapay zekaya dayalı bir uygulama Kindly'yi geliştirmiş. Kız çocuklarının 3 kat daha fazla siber zorbalığa uğradığı bilgisiyle beraber düşünürsek, uygulamanın hem bilim hem de toplumsal cinsiyet eşitliği adına çok önemli bir gelişme olduğunu görebiliriz.

2020’nin en çok hatırlanan kelimesi Covid-19, cümlesi ise ‘’Evde Kal’’ olacak sanırım. Peki bu süreçte evde kalan kadınlar ne yaşadılar? Öncelikle, kadınların bakım ve ev işi yükü daha da arttı. Ücretli ve ücretsiz toplam iş yükü açısından erkeklerin çalışma süreleri günlük ortalama 1 saat azalıp 4 saate inerken; kadınların toplam çalışma süreleri günde bir saat artarak günde 5 buçuk saate ulaştı. Dünya genelinde pandemi yüzünden işini kaybeden kadınların oranı erkeklerden daha fazla oldu. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin araştırmasına göre, sadece Türkiye’de işini kaybeden kadınların sayısı erkeklerden %32 daha fazla.

Koronavirüs yüzünden evlere çekildiğimiz ilk günden itibaren kadın örgütleri bu durumun kadına yönelik şiddeti artırabileceği ve buna yönelik önlemler alınması gerektiği yönünde çağrılar yapmıştı. Öngörülerin maalesef gerçekleştiği bu süreçte dünya genelinde ev içi şiddet vakalarında ciddi bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi tarafından 6 Nisan tarihinde yayınlanan bir açıklamaya göre; Arjantin, Kanada, Fransa, Almanya, İspanya, İngiltere, ABD, Singapur, Avustralya gibi dünyanın birçok ülkesinde sığınma evlerine talep artarken, acil yardım hatlarına gelen çağrılarda da artış yaşandı. Örneğin, 2020’nin Mart ayında İstanbul’daki ev içi şiddet vakaları, 2019’un Mart ayına kıyasla %38,2’lik artış gösterdi.

Bu yayın öncesinde bilgileri derlerken, genellikle yabancı kaynakları kullanmak zorunda kaldım. Çünkü, Google’a ‘’2020’de kadınlar’’ şeklinde Türkçe arama yaptığımda karşıma çıkan haberler sadece kadın cinayetleri hakkında oldu. Anıt Sayaç’ın verilerine göre, 2020 yılında 382 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Sadece bu bölümün kaydını aldığım gün aynı gün içerisinde 4 tane daha kadının öldürüldüğünü düşünürsek, yaşadığım acıyı ve öfkeyi anlatmakta gerçekten güçlük çekiyorum. Aylin Sözer, Selda Taş, Vesile Dönmez ve Betül Tuğluk yıllardır önüne geçilemeyen, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olan kadın cinayetlerinin son kurbanları oldular ve ne acı ki, bu ülkenin 2020 yılında en çok konuştuğu konulardan biri İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesi gerektiği oldu.

Diğer birçok yılda olduğu gibi bu yıl da söylenmesi gereken her şey söylendi ama bir şeyler yapması gerekenler hiçbir şey yapmadı. Kadınlar birer birer katledilirken yine sadece en vahşice öldürülmüş olanların ismi duyuldu. Üstelik hepimiz bu döngü kırılmadığı sürece, hiçbir tweetimizin öldürülecek olan bir sonraki kadının yaşamını kurtarmayacağını biliyorduk.

Umuyorum ki 2021 yılı bu döngünün kırıldığı, kadın cinayetlerini engellemek için etkili çözümlerin hayata geçirildiği ve İstanbul Sözleşmesi gibi kazanılmış hakları tartışmaya açmak yerine o sözleşmedeki çözümlerin uygulandığı bir yıl olur.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Hepimize daha eşit, daha adaletli, daha huzurlu ve daha sağlıklı bir yıl diliyorum. İyi seneler! Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!''

YORUM YAPILMAMIŞ

YORUMUNUZU GÖNDERİN