KadınPod podcast serisinin dördüncü bölümünde, Latife Hanım hakkındaki bilinmeyenleri anlatıyorum. Genellikle hakkında bilinenler sadece “Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi’’ ile sınırlı olan ve erken Cumhuriyet döneminde bir ‘’devlet sırrı’’ haline gelen Latife Hanım’ın yaşamındaki detaylar sizi oldukça şaşırtacak.
Bu yazıyı podcast olarak dinlemek için:
*Alternatif dinleme linkleri yazının sonunda yer almaktadır.
LATİFE HANIM (Latife Uşakî)
''Hayattaki en kötü şeylerden biri, başka birine bağımlı olarak yaşamaktır. Daha kötüsü ise, bağımlı olmadığı halde başkaları tarafından öyleymiş gibi görülmesi ve anlatılmasıdır. Kadınlar söz konusu olduğunda bu ikisinin de sıklıkla gerçekleştiğini söyleyebilir miyiz? Bence, özellikle de ikincisi! Birinin eşi, kızı, torunu olarak tanımlanan ama asla ismi söylenmeyen kadınlar.. İsmi söylenmediği için hikâyesi de bilinmeyen kadınlar.. Ya da hikâyesi hep başka biri üzerinden anlatılan kadınlar.. ve bu başka biri genellikle erkekler olan kadınlar.. Bu bölümde bir çoğunuzun detaylı tanımadığına emin olduğum bir kadını anlatacağım. Yaşamının detaylarını öğrendikçe ‘’Neden bu kadar geç tanıdım?’’ diye sorduğum bir kadın. Bilinen adıyla Latife Hanım. Tam adıyla ise Latîfe Uşakî.
Yaşadığı dönemden bu yana sadece ‘’Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi’’ olarak anılmış Latife Hanım’ın hikâyesini dinlerken, paralelinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve Cumhuriyet’in erken dönemlerinde başlayan kadın hareketinin hikâyesini de dinleyeceksiniz. İpek Çalışlar’ın kaleme almış olduğu ‘’Latife Hanım'' kitabı bu bölüm boyunca referans kitabımız olacak. Kendisi kitabın girişinde şöyle diyor; ‘’Latife Hanım bir bilmece gibiydi. Hemen herkes ona olumsuz yaklaşıyor, Latife Hanım’dan Mustafa Kemal Paşa’nın başına gelmiş bir kaza gibi söz ediliyordu. Kadınları yok sayan tarih kitapları onun hırçınlıklarını yazmaya değer gördüklerine göre, ortada deşilmeyi gerektirecek bir durum vardı.’’
Evet, hazırsanız deşmeye başlayalım hep birlikte.
Latife Hanım’ın babası Uşakizade Muammer Bey, İzmir’in en nüfuzlu tüccarlarından biriydi ve Uşakizade ailesi o dönemin sayılı varlıklı aileleri arasında yer alıyordu. Özellikle kadınlara son derece değer verilen bir aile geleneğinden geliyorlardı. Eğitim son derece önemliydi.
Latife, 17 Haziran 1898’de İzmir’de doğuyor. 3-4 yaşlarında İngilizce öğrenmeye başlayan Latife, hemen ardından Fransızca, Almanca, İtalyanca ve Latince dillerini de öğreniyor. Dünyanın farklı yerlerinden öğretmenler getirerek, kız-erkek ayrımı yapmadan çocuklarının eğitimini sağlayan Muammer Bey, bir keresinde kızlarına ‘’Sizin gibi iyi eğitilmiş kızlarla evlenecek erkekler bu ülkede ancak birkaç kuşak sonra yetişecektir.’’ diyor.
Yabancı dillerde oldukça iyi olan Latife’nin Türkçe, Farsça ve Arapça dillerinde de kendini geliştirmesi isteniyordu. Bu sebeple amcası Halit Ziya Uşaklıgil’in yanına İstanbul’a gönderiliyor. 14 yaşındayken, hem Halit Ziya’dan hem de Tevfik Fikret gibi önemli bir isimden ders alacak kadar şanslı bir isim. Yaş aldıkça, dünyadaki tüm olayları da yakından takip etmeye başlıyor. Özellikle kadın meselesi üzerine okumalar yapıyor. Birinci Dünya Savaşı döneminde Avrupa’da başlayan kadınlara oy hakkı mücadelesi oldukça ilgisini çekiyor.
Latife Hanım’ın babası, İzmir’in işgali sırasında hayati tehlikesi olan isimlerden biri. İşgalin devam ettiği bir gece, annesi Makbule Hanım hariç tüm ailesini alarak İzmir’den kaçmak zorunda kalıyor. Ailesiyle birlikte Avrupa’ya giden Latife, ilk olarak Londra yakınlarında bir kız okuluna gitmeye başlıyor. Ardından Paris’e geçerek Sorbonne Üniversitesi’ne yazılıyor ve hukuk okumaya başlıyor. Latife, 3 yıl sonra, Yunan işgali hâlâ devam ederken, babaannesinin hastalığı dolayısıyla İzmir’e geri dönmek zorunda kalıyor. Bu sebeple, üniversite eğitimi de yarım kalıyor. Fransa’da Milli Mücadele haberlerini günbegün takip eden Latife’nin, ta o zamanlardan beri uğur getireceğine inanarak Mustafa Kemal Paşa’nın fotoğrafını boynundaki madalyonunda taşıdığı söyleniyor.
1922 yılının 17 Haziran’ında İzmir’e geri dönüyor. Şehre girişte Yunanlı askerlerin üstünü aramasına izin vermeyen Latife, hapse atılıyor. Tabi, nüfuzlu bir ailenin kızının hapiste tutulması şehirde anında şiddetli tepkilerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Olayların daha fazla büyümesinden çekinen Yunan askerleri Latife’yi hücreden çıkarmak zorunda kalıyor. Fakat ev hapsinde tutmaya devam ediyorlar. Tam bu dönemlerde, Latife Hanım’ın bir kız arkadaşına ‘’Ne yapacağım biliyor musun? İzmir’i kurtaracak kumandanla evleneceğim.’’ diyor.
Afyonkarahisar ve Dumlupınar’da arka arkaya alınan zaferlerin ardından, sıra İzmir’e geliyor. Yunan kuvvetleri, 7 Eylül’de İzmir’i terk etmeye başlıyorlar. Şehre Mustafa Kemal Paşa’nın gelmesi heyecanla bekleniyor. 9 Eylül 1922, İzmir'in Kurtuluşu olarak kutlanan gün. Türk Ordusu, Yunan işgali altındaki İzmir’e 9 Eylül’de geliyor. Mustafa Kemal Paşa ise 10 Eylül’de müthiş bir kalabalığın sevinç gösterileri eşliğinde İzmir’e giriş yapıyor. İngiliz ve Fransız donanmaları hala şehrin etrafında beklediği için, İzmir Mustafa Kemal Paşa için tam anlamıyla güvenli olamıyor. Donanmaların menzili dışında, körfeze hakim olan bir ev bulmaya çalışıyorlar. Bu ev Latife Hanım’ın babası Muammer Bey’in Göztepe’de yer alan Beyaz Köşk isimli evi oluyor.

Latife Hanım ve Mustafa Kemal ilk olarak bu şekilde tanışıyorlar. Tanışmalarının ardından Mustafa Kemal, Halide Edip Adıvar’a tanışmalarını anlatan bir mektup yazıyor. Latife Hanım da amcası Halit Ziya Uşaklıgil’e.. Mektubunda ‘’İki güzel mavi gözle karşılaştım.’’ diyor.
Beyaz Köşk, kısa bir süre içerisinde Mustafa Kemal Paşa’nın karargahı haline geliyor. Önemli görüşmelerin hepsi bu evde gerçekleşmeye başlıyor. Latife Hanım, ilk günden itibaren titizlikle evin düzenini sağlamak için uğraşıyor. Bu günler, aynı zamanda diplomasinin de başladığı günler.. Latife görüşmeye gelen gazeteciler ile Mustafa Kemal arasında çevirmenlik yapmaya başlıyor. Birbirleriyle fikir alışverişinde bulunuyorlar. Latife Hanım, özel konuşmaların metinlerini yazıyor. Hatta zaman zaman, Mustafa Kemal diğer ülkelere gönderilecek olan notaları da Latife Hanım’ın yazmasını rica ediyor.
Beyaz Köşk’te geçirilen 3 haftanın sonunda evlilik fikri ortaya çıkmaya başlıyor. Mustafa Kemal Paşa, Türkiye’yi değiştirme yolculuğuna Latife Hanım gibi bir kadınla çıkmak istiyor. Bu dönemdeki tek soru işareti Fikriye Hanım oluyor. Ama kesinlikle gündeme gelmiyor. Mustafa Kemal, verdiği kararları hemen uygulamaya koyan bir karaktere sahip olduğu için ‘’Hemen evlenelim!’’ diyor. Latife Hanım, bu kadar hızlı bir evliliğin olmasından yana değil. Bazı anlatımlara göre, birlikte geçirilen on beş gün içinde Mustafa Kemal Paşa’nın Latife’ye tam 3 kez evlenme teklif ettiği söyleniyor.
Bir sabah odasının toplanmasını Latife Hanım’dan rica ediyor. Latife Hanım odaya gittiğinde her şeyin yerli yerinde ve toplu olduğunu görüyor. Sonra fark ediyor ki, odada yerinde olmayan tek şey Mustafa Kemal Paşa’nın duvardaki resmi. Duvarda olması gerekirken, yatağın üzerinde duruyor. Latife Hanım, alıp duvara geri asıyor. Bu olayı takip eden günlerde, Mustafa Kemal Paşa kendisine sürekli ‘’Odamı toplarken dikkatinizi çeken bir şey olmadı mı?’’ diye sormaya başlıyor. En sonunda Latife Hanım’dan resmi getirmesini ve arkasına bakmasını istemek zorunda kalıyor. Resmin arkasında ‘’Sen bu resme bak. ve hala hayır diyorsan, bir daha teklif etmeyeceğim.’’ yazdığını görüyor. O gece sözleniyorlar.
Ertesi gece, baş başa yemek yedikleri sırada, Mustafa Kemal Ankara’ya dönmesi gerektiğini söylüyor. Latife Hanım Ankara’ya gitmek istese de, kendisine şu an bunun mümkün olmadığı söyleniyor. Bazı kaynaklara göre, bu durumun konuşulmayan sebeplerinden biri Fikriye Hanım’ın Ankara’da olmasıydı. Sonrasında Fikriye Hanım’ın hastalığı sebebiyle Münih’e gitmesi ve Mustafa Kemal Paşa’nın annesi Zübeyde Hanım’ın Latife Hanım’la tanışmak için İzmir’e gelmesinin ardından nişanlanıyorlar. Mustafa Kemal Paşa, soylu bir prensesle evleneceğini bekleyen yabancı gazetelerden birine verdiği demeçte şöyle diyor; ‘’Ben kendi halkımdan, okumuş bir kadını seçmiş bulunuyorum. Tüm işlerimde ‘’gerçek ortağım’’ olabilecek karakterde bir kadın.’’

Mustafa Kemal, İzmir’in en varlıklı ailesinin kızıyla oldukça sade bir törenle evleniyor. O döneme kadarki dini nikahlarda kadınlar genellikle masada bulunmazken, Latife Hanım bulunuyor ve kendisine evliliği kabul edip etmediği soruluyor. Dönemin yabancı medya kurumlarından biri çiftin evlilikten sonraki ilk görüntülerini şu sözlerle yayınlıyor; ‘’Mustafa Kemal Paşa ve kararlı bir kadın hakları savunucusu olan Türkiye’nin en zengin kızı.. General Kemal karısıyla aynı fikirde. Kadınların katılımı sağlanmadan bir ulusun ilerleyip refaha ulaşması mümkün değildir.’’
Latife Hanım, Ankara’ya gittikten sonra, çok kısa bir süre içerisinde Çankaya Köşkü’nü de elden geçirmeye başlıyor. Çankaya Köşkü’nü askerlerle dolu bir karargahtan, özel toplantı ve davetlerin yapıldığı resmi bir konuta dönüştürüyor. Mustafa Kemal Paşa’nın mecliste yapacağı konuşmalara, Latife Hanım ile birlikte çalıştığı söylenir. Latife Hanım da bu çalışmalar esnasında sürekli nutku canlı dinlemek istediğini belirtiyor. Mustafa Kemal, ‘’Önderlik etmiş olursun!’’ diyerek Latife’nin meclise gelmesini sağlıyor. Latife son derece mutlu bir şekilde, Meclis’e dinleyici olarak gelen ilk Türk kadını oluyor.

Çankaya’ya gelen yabancı gazeteciler Latife Hanım’dan sürekli övgüyle söz etmeye başlıyorlar. Gazetecilerin de bulunduğu toplantılarda, Latife Hanım zaman zaman odadaki diğer kişilere de tercüme yapmaya başlıyor. Kendisine sürekli ‘’İyi bir yoldaş’’ olduğu vurgusu yapılıyor. Birlikte çıktıkları Türkiye gezisinde, ilk kez tartışıyorlar. Kavganın sebebi ise otomobildeki protokol kaynaklı oturma düzeni oluyor. Latife Hanım, eşinin arkasında değil, yanında olmak istediğini belirtiyor. Birçok kişi, o dönemden itibaren Latife Hanım’ın eşitlik isteklerini yersiz ve zamansız buluyor. Eşine zaman zaman ''Kemal'' diye hitap ediyor oluşu bile rahatsız olmalarına sebep oluyor. Latife Hanım, eşini iyi tanıyan bir kadın. Sigarasını içiş şeklinden bile ne düşündüğünü anlayabiliyor. Mustafa Kemal Paşa, birçok konuşmasında ‘’Latife benim aklımı okuyor’’ diyor.
Lozan Görüşmeleri sonrasında imzalanacak olan barış anlaşmasının öncesinde, Meclis’in yenilenmesi kararı alınıyor. Seçim öncesinde, kadınların oy hakkı konusu da en güncel meselelerden biri. Latife Hanım bu konuyla ilgili özellikle baskı yapıyor ve milletvekili adayı olmak istiyor. KadınPod serisinin birinci bölümünde yaşam hikayesini anlattığım Nezihe Muhiddin’in de aktif olduğu bir dönem bu. Erkekler, Latife Hanım’a olan tepkilerini şu sözlerle dile getiriyorlar; ‘’Kadına bak, her şey tamam, bir de milletvekili olmak istiyor. Sen zaten milli liderimizin karısısın. Böyle taleplerle onu mahcup etme!’’
Kadın hareketine dair net fikirleri olan Latife, her fırsatta fikirlerini dile getirmeye devam ediyor. Özellikle fikrini soran yabancı gazetelerde görüşlerini açıkça savunuyor. Mustafa Kemal de, Latife’nin siyasete olan ilgisinin farkında aslında. Bazı işlere kendisini de dahil ediyor. Hatta, Lozan’da barış görüşmelerinde bulunan İsmet Paşa’ya gönderilecek olan şifreli mektuplardan birini Latife’ye yazdırıyor. Haziran ayında yapılan seçimlerde kadınlar oy haklarını elde edemiyorlar. Fakat buna rağmen, bazı erkek seçmenler Latife’nin de aralarında bulunduğu öncü kadınlara, aday olmamalarına rağmen oy veriyor.
24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan’ın imzalanmasının ardından, Cumhuriyet ilan ediliyor. İlanı takip eden Kasım ayında Mustafa Kemal Paşa, ciddi bir kalp krizi geçiriyor. Latife hakkında ‘’Paşanın içmesine izin vermezdi.’’ tarzındaki yorumların yapılmasına sebep olacak sınırlamalar bu dönemde başlıyor. Çünkü, Latife Hanım Mustafa Kemal Paşa’nın sağlığından oldukça kaygılanmaya başlıyor. 1924 yılı itibariyle evlilikleri çatırdama dönemine giriyor. Fikriye Hanım’ın Çankaya’ya ziyarete gelmesi ve trajik bir şekilde intihar etmesi, devamında gerçekleşen gezilerde küçük atışmalar yaşanması, siyasi anlamda düşülen küçük fikir ayrılıkları bu dönemde oldukça etkili olmaya başlıyor.
İpek Çalışlar’ın kitabında yorumladığı şekliyle, onun her şeyi sorgulayan kimliği zaman zaman muhalif olarak görülmesine yol açıyordu. Latife, Mustafa Kemal’e mutlak bir karşı çıkış ya da mutlak bir boyun eğiş sergilemiyordu. Yani, Latife’nin aşkı kayıtsız şartsız bir aşk değildi. Onurunun çiğnendiğini düşündüğü anlarda kontrolünü yitirebiliyor ve bütün köprüleri yakarak meydan okuyabiliyordu. Edilen son kavganın ardından, 1925 yılında Latife Hanım’ın İzmir’e gitmesi üzerine boşanma süreci de başlıyor. Boşandıkları kendisine resmi bir yazıyla bildiriliyor. Boşanmayı devlet çevresindeki bazıları memnuniyetle karşılarken, bazıları da üzüntüyle karşılıyor.
O dönemde Latife Hanım’ın yabancı bir gazeteye verdiği röportajda söyledikleri bence oldukça önemli. Daha doğrusu, dönemin dünya çapındaki en güçlü erkeklerinden biri olan Mustafa Kemal Paşa’dan, üstelik severek ayrılırken bunları söyleyebilmesi çok önemli. ‘’Bu benim kariyerimin sonu değil. Kadınların kırık kalpten öldüğü günler artık geçmişte kaldı. Yaralı, örselenmiş bir kalp için çok çalışmaktan daha iyi bir merhem yoktur. Ben de şu andan itibaren ülkem ve kendi cinsim için böyle bir çalışmaya atılacağım. Onlara benim tabiatımdaki bir kadının hevesini kırmanın kolay olmadığını göstereceğim.’’
Latife, boşanmanın ardından öğretmenlik ya da dış işleri bakanlığında katiplik gibi görevlerde çalışmak istemesine rağmen bir türlü olumlu bir sonuç alamıyor. Yurtdışından gelen iş tekliflerine, çıkış vizesi verilmediği için olumlu geri dönüş yapamıyor. Gazeteleri açtıkça, yakın çevresiyle konuştukça sürekli kendisi hakkındaki olumsuz görüşlere maruz kalıyor. Bu da genç yaşında, inzivaya çekilmesine neden oluyor.
1934 yılında Soyadı Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte Latife Hanım’ın ailesi Uşşaklı soyadını alıyor. Muammer Bey’in soyadını onaylayan Mustafa Kemal Atatürk, aileden sadece Latife Hanım’ın soyadının üstünü çizerek, “Uşşaki” olarak değiştiriyor. Ardından yanındakilere bakarak “Ne demektir bilir misiniz?” diye soruyor. Kendisine merakla bakan gözlere “Aşıklardandır manasına gelir.” diye cevap veriyor.
O dönemlerde, Atatürk kendisinden habersizce Latife Hanım’ın takip edildiğini öğrendiğinde çok sinirleniyor. ‘’Size kim emir verdi benim karımı takip edin diye, bu ne rezalettir!’’ dediği söylenir. Ama bu olay da gösteriyor ki, Atatürk’ün haberi olmasa bile devlet Latife Hanım’ı sürekli gözetim altında tutmaya devam ediyor.
Benim anladığım kadarıyla bunun en önemli sebeplerinden birisi Latife Hanım’ın erken Cumhuriyet döneminin tüm özel bilgilerine sahip olması. Fakat Latife, boşanma sırasında Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği sözü tutarak, hem özel hayatları hem de dönemin gizli siyasi bilgileri hakkında ölene dek tek kelime konuşmuyor. Hayatının kalan yıllarını neredeyse görünmez olarak geçiriyor. Adeta bir devlet sırrı gibi.. 12 Temmuz 1975 yılında da, sessiz sedasız bir şekilde hayata gözlerini yumuyor. Bugün hala daha mektuplarının ve günlüklerinin olduğu kendisiyle alakalı birçok belge, devlet koruması altında gizli tutuluyor.
Atatürk’ün biyografisini kaleme alan Alman yazar Mikusch, “İkisi de güçlü karakterlerdi, gururluydular, serttiler. ikisinin karakterleri de o kadar çok birbirine benziyordu ki bir uyum sağlamaları mümkün olmadı. Kimin üstünlük sağlayacağını belirleyecek sessiz bir savaşa girişmeleri kaçınılmazdı.” diyor. Ben ise günümüz tabirleriyle birlikte şu şekilde yorumluyorum: “İki alfa kişiliğin, dönemin ruhu gereği sonucu baştan belli bilek güreşi.”

Latife Hanım’ın hayatı benim için çok önemli. Çünkü bana ne olursa olsun, taraflar ne kadar değerli isimler olursa olsun, söz konusu kadınlar olduğunda bir şeylerin değişemediğini hatırlatıyor. O yıllarda görece normal gözükse bile, aynı yapının bugün hala daha devam ettiğini fark ettiriyor. Her şeye rağmen, kendisini özellikle kadın haklarına olan katkısı dolayısıyla minnetle hatırlamamız gerekiyor. Çünkü, evliliği süresince Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın hareketine daha fazla odaklanmasını sağladığı dönemin konuşmalarından açıkça anlaşılıyor. Boşanmalarının sonrasında ise, Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın hakları adına atılan adımlarda önceden yaptıkları fikir alışverişlerinin etkisi olduğu yadsınamaz.
Bir gün, bu gizemli kadını daha yakından tanıyabilmek dileğiyle diyelim. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!''
Alternatif Dinleme Linkleri
Apple Podcast’ler: https://apple.co/2I0uD86
Google Podcasts: https://bit.ly/2GNaLoi
YORUM YAPILMAMIŞ
YORUMUNUZU GÖNDERİN